İçinde sesler olan cızırtı
Hava bandını dinleyen çok insan var. Çatıdaki, yakın bir havalimanının kulesine ayarlı bir alıcı çoğu zaman zaten dinleme sitelerinden birine yayın yapıyor. Bu istasyonları biz kurmuyoruz. Sahipleri map.flights’ı bir çıkış daha olarak ekliyor; ADS-B ağı da aynı şekilde büyümüştü.
Gelen şey kesintisiz bir akış ve büyük kısmı hiçbir şey: cızırtı ya da alıcının susturucusu kapandığında sessizlik. Sonra biri bas-konuş düğmesine basıyor, birkaç saniyelik konuşma geliyor ve cızırtı geri dönüyor. Akışı geldiği gibi dinliyor, bir ses gürültüden sıyrıldığı ve yeniden içine gömüldüğü yerlerden kesiyoruz. Kısa bir tık ya da bir parazit patlaması konuşma değildir, sayılmaz.
Her iletim, onu aldığımız zamanla birlikte ayrı bir parçaya dönüşüyor. Pardubice kulesini dinleyen tek bir istasyon yirmi dört saatte bunlardan 214 tane kesti.
Okunabilen sayılar
Her iletimi metne döküyoruz. Bunu kendi bilgisayarlarımızda yapıyoruz; ne ses ne de metin herhangi bir dış hizmete gidiyor.
Telsiz İngilizcesi sayıların ve kodlamanın dilidir. “QNH one zero one three” QNH 1013 olur, “runway two seven” pist 27, “flight level seven zero” FL070, rakam rakam okunan bir frekans da 120,155. “oscar kilo” ve üç harf daha diye kodlanan bir tescil tek bir çağrı koduna birleşir; ardından sayı gelen “Speedbird” ise British Airways çıkar, çünkü havayollarının telsiz adlarını biliyoruz.
Bir transkript yanlış olabilir; bu yüzden okunabilir hâli asla orijinalin yerini almaz. Duyulduğu hâliyle kelimesi kelimesine metin bir tık ötededir.


Konuşan hangi uçak
Metindeki bir çağrı kodu işin yalnızca yarısı. Onu, tam o anda haritamızda o havalimanının çevresinde bulunan uçaklarla karşılaştırıyoruz. Biraz bozulmuş bir havayolu adı ya da tescil de yine tanınıyor. Konuşanın kule mi yoksa pilot mu olduğunu kelimelerin sırası ele veriyor.
Bir uçağı yalnızca emin olduğumuzda ve başka hiçbir aday yaklaşamadığında vurguluyoruz. Aksi hâlde iletimin yanında “tahmin” yazar ya da hiçbir şey yazmaz. Sesin kendisini ise asla kullanmıyoruz: mikrofonun başındaki kişiyi değil, yalnızca uçağı arıyoruz.
Kulenin ve tek bir uçağın birbirini kısa aralıklarla izleyen iletimleri, telefondaki mesajlar gibi kısa bir konuşmada bir araya getiriliyor: bir yanda kule, öbür yanda uçak. Tek dokunuş tüm konuşmayı replik replik çalar. Hava bandı cızırdar; “Gürültüyü azalt” onu doğrudan tarayıcıda kısar, kayıt ve transkript ise olduğu gibi kalır.
Telsiziniz ne yapıyor
İstasyon ekleyen herkes kendine ait bir sayfa alır. Kaç iletim ve kaç dakika konuşma yakaladığı, frekansın en yoğun saatleri, akışın ne zaman kesildiği, kayıtlarında kaç farklı uçağı tanıdığımız. Öneriler ölçtüğümüz seviyelerden gelir: tepeler tavana vurduğunda ya da çağrılar arasındaki cızırtı fazla yüksek olduğunda sayfa neyin denenmesi gerektiğini söyler. Dönüm noktaları da var: ilk kelimelerden ve ilk tanınan uçaktan, kesintisiz bir haftaya ya da bir gece vardiyasına kadar. İstasyon sessizleştiğinde de sahibine haber veririz.
Hava bandını dinlemek birçok ülkede sıradan bir hobidir; bazılarında ise kayıtları yayımlamak yasalara aykırıdır. Bu yüzden yayımlama kararını ülke ülke veriyoruz. İstasyon sahibi kendi kayıtlarını her zaman dinleyebilir, çünkü onlar onun verileridir. Havalimanı profilinin yanında konuşmalar yalnızca yerel kuralların izin verdiği yerlerde herkes için çalar, şimdilik Çekya’dan; bazı ülkelerden ise hiçbir şey yayımlamıyoruz.

Kimseyi sesinden tanımıyoruz. Kimin konuştuğunu kelimeler ve uçakların nerede olduğu söylüyor.
